
Denize atlıyorum alçak iskeleden. Düşülmeyen bir düşüşten kayıyorum. Kabarcıklar içinde bir gümbürtü kopuyor.
Berrak bir tül gibi kayıp gidiyorum duru maviliğin içinde. Ciğerlerim büzülüyor. Nefesim daralıyor. Beni boğmak mı istiyor en yakın dostum? Oksijen beni her gün yakarken su nasıl boğabilir ki?
Alçak iskeleden atlıyorum. Tepemdeki kızgın güneş bir anda kayıplara karışıyor. ısıtamadığı derin mavilik esir alıyor bedenimi. Tül gibi bulutumsu boşluğun içinden kayıp gidiyorum. Kimse tutmuyor ama düşmüyorum.
İlerliyorum kıvrılarak. Gözlerimi açıyorum sonunda. Bulanık bakışlarım tuzlu suyu süzüyor. Bedenim daha parlak sanki, hareketlerim zor ve ağır. Balıklar kaçışıyor dört bir yanımdan. Uzun saçlar misali dalgalanıyor tabanı saran yeşil yosunlar. Kumun üzerine serpiştirilmiş deniz kabukları ayaklarımın altında. Mercan kayalıklarına daha çok var.
Alçak iskeleden atlıyorum. Kıvrılıyorum, kulaç atıyorum, nefesimi tutuyorum. Uçuyorum ayazdan bir rüzgârın içinde. Yağmur suyundan yapılma rüzgâr beni kundağına sarıp sarmalıyor.
Çöl gibi dalga izleriyle kaplı dipteki kumsal. Ayağımı basmak, dağıtmak istiyorum. İçimdeki yıkıcılığa engel olamıyorum. Ağır çekimde süzülen bacağımı uzatıp, parmak uçlarımla balık yuvalarını dağıtıyorum. Ağlayan balıkları asla umursamayacağım çünkü gözyaşlarını derhal çalan bir devin içindeyim.
Keşke her ağlayacağım zaman balığa dönüşseydim diyorum. Okyanuslara akıtsaydım içimdeki tuzlu suları. Hayatın kaynağına geri verseydim benden taşanları. Deniz alır kabul ederdi biliyorum. Ama toprak öyle mi? Toprağın üstünde görünür her şey.
Toprağın üstünde atlayınca öldüğün uçurumlar var. Düşerken tutan tuzlu su gibi değil. Kıtlık var, yangınlar var, kuruyu ve yaşı ıslatan yağmurlar var. Toprağın içine aldıkları var. Toprak çok merhametli ve çok gaddar.
Toprak anne, toprak acı, toprak hayat, toprak ölüm.
Alçak iskeleden atlıyorum. Ciğerlerim patlamak üzere. Kollarımla suyu itip yükseliyorum, yükseliyorum. Sanki hiç varamayacakmışım gibi geliyor bir an, kilometreler ekleniyor başımın üzerine. Nefesim tükenmek üzere. Açmak üzereyim ağzımı. Kalbim çırpınıyor öleceğimizi anlamış gibi.
Nihayet çıkıyorum boşluğa, sıcağa ve havaya. Dünyaya ilk kez gelmişim gibi derin nefeslerle hayatta kalmaya çabalıyorum. Hayatı çekiyorum içime öksürüklerle.
Karar veremiyorum sahi kim öldürmeye çalışıyor beni; deniz mi toprak mı?
Karar veremiyorum hangisi daha gaddar; su mu, hava mı yoksa gözyaşları mı?
*


Yorum bırakın