Günlükler 2 | Ruhunu çalmak istediğim o başarılı insanlar

Bugün yine o lanetli günlerden birindeyim. Dünyanın en başarısız insanıyım. Dünyanın en yalnız insanı.

Başarılı insanların yerine geçmek istiyorum, nazikçe değil, onların kılığına bürünerek değil. Onlar olmak istiyorum. O muhteşem yazarlardan olmak istiyorum, Robin Hobb olmak istiyorum. İnsan nasıl bir seri için 16 kitap yazabilir? Ve nasıl o sayfaları her açtığımda beni duvardan duvara çarpabilir? Duyguları nasıl böyle tutup kavrayabilir?

Yemek tarifi yazsa da okumak istiyorum kadını mesela, tuvalet kağıdına marketten alacaklarını yazsa da okumak istiyorum. 

Linkin park’ın sanatçılarından  olmak istiyorum, Lana del rey olmak istiyorum, Rowling olmak istiyorum. 

Sonra çayımı içerken düşünüyorum. Gerçekten istiyor muyum?

Belki bazen evet, ama her zaman değil. Hem ya o kılıktan çıkamazsam? Yine sormak lazım, nasıl o kadar muazzam insanlar oldunuz? Sadece old money olamaz, öyleyse hırs ve azim mi? Disiplin mi? Keşke aram daha iyi olsaydı o konseptle. 

Bazen yaşamaktan sadece yoruluyorum. Yemek hazırlamaktan, yemek fiilinden, yıkanmak ve temizlik yapmaktan, uyumak zorunda olmaktan, her gün yeniden başlamaktan. Sıkılmadığım tek şey dinlediğim müziklerle hayaller örmek. Asla büyüyemeyeceğim.

Robin Hobb da olamayacağım, Lana da. Yazmaya ve okumaya devam etmekle yetineceğim şimdilik. 

Şimdilik.

Yorum bırakın