Okuduğum kitaptaki karakter de bunu böylesine yalın bir şekilde yaşadığında özgürlük üzerine düşündüm. Çünkü kendim de aynısını yaşamıştım. Hayatta bir noktada ya da belki birden fazla kez, tamamen özgür olduğun o an gelecek.
Emirler veren olmayacak. Tepende dikilen. Gözetleyen. Yalnızca sen ve kararların. İlk defa gerçekten özgürlüğe mahkûm olduğun o an. Yalnızca yemeğe iki yerine üç kaşık tuz atarken değil, eve farklı yollardan giderken değil, tüm hayatının üzerinde karar verebildiğin o yaşam ayaklarına serilecek.
Kitap karakterleri için de evinin önündeki basamaklara çöküp uzaklara daldığı o ân gelecek, senin için de. Benim için geldi mesela, babam artık toprağın altında ve annem gölgesini bile esirgiyor. Artık beklentiler yok.
Peki ben bu hayatla ne yapacağım?
O soruyu sormak için fırsat verecek hayat sana. Ama berbat bir his en başta, hatta belki nükseden bir hastalık gibi ara ara kapıdan uzatıyor başını.
Nasıl yaşamalıyım? Sorusu. Hangi yoldan gideceğim? Hangi işi yapacağım? Hangi beceriyi geliştirmeliyim?
Kafanı kaldırıp kaldırıp gökten bir cevap beklediğin o anlar. Dinden, felsefeden, ruhaniyetten ipuçları söküp almaya çalıştığın uzun vakitler uzun süre terk etmeyecek seni.
Ya kendi cevaplarını bulmak için acı çekmeyi göze alacaksın ya da birinin peşine takılmayı.
Aslında birini takip etmek tamamen kötü değil, kendi fikirlerin filizlenene kadar. İnsan doğruya aklıyla ulaşabilir mi? Gerçeğin özüne?
Bilmiyorum.
Ama o merdivenlere çöküp gidenleri gözlediğin vaktin geleceğini biliyorum. Bir gün herkesle vedalaşacaksın ve en son kendinle. O zaman büyüyeceksin. Sadece çocukluktan yetişkinliğe geçiş gibi değil, yaşlandığında da büyüyeceksin. Değişeceksin. Çünkü yola parçalarını dökerek devam ederken aynı kalamazsın. Bazı boşluklar dolacak ama bazı sandalyeler hep boş kalacak. Bazen kalbinde bir köşe ve bazen kitaptaki bir sayfa.
Sadece sen ve özgürlük. Engin, ıssız ve devasa.
Kabukların sıyrılacak ve bağların çözülecek. Tamamen özgür olduğun o ân kapını çalacak ve sen ardına kadar açacaksın.
Ve bir karar vereceksin;
ya bu bilinmez yolu göğüsleyecek ya da yeni bir tutsaklığa hapsolacaksın.


Yorum bırakın