Doğuş miti

Her zamanki gibi, hayat kimseyi dinlemeyip kendi istediği menzilde coşup aktı. Ocakta kızgınlaşan bir demir gibi kendi kendini harlayan, gittikçe büyüyen, etrafa yayılan aç bir ateşe kavuştu. Bu ateş kâh körpe hayatları boğazından geçirdi, kâh yeryüzünde ağır aksak yol alan ihtiyar lanetleri uyandırdı. 

Hayatın akıl sır ermez işleyişi içinde çamurlar bir kere daha yoğruldu, zarlar bir kez daha atıldı ve yeni tohumlar ekildi. Asırlık uykularından uyanan aç lanetler önlerine çıkanı ayırt etmeden avladı.

Acılar bir kez daha yeryüzü topraklarına serpildi. Coşkun yağmurlarda yeşerdiler ve köklerini yer altındaki iblislere kadar uzatıp esneyip gerindiler. Öyle diplere indiler ve öyle yüksek gök katlarına ulaştılar ki dünya tersine döndü. 

Aydınlıklar karanlıklar tarafından dev dişli ağızlarla yutuldu, sömürüldü, biçildi. Sular çekildi ve tüm çılgınlıklar ejderha alevi gibi yanan güneşin ışıklarıyla gözler önüne serildi, kavruldu. Hayat bir kez daha haykırdı gaddar, önüne geçilemez kuvvetini; daima kazananın o olacağını belletene kadar insanoğluna.

Yorum bırakın