Kırıkları ucuz bir tutkalla yapıştırılmış antika bir vazo gibi hissediyorum uzun zamandır. İçine su koyduğunda akıp gidiyor, çiçek koyamıyorsun çünkü güzel görünmüyorum. Atamıyorsun nedense çünkü kim bilir kimden hediye, hangi büyükannenden kalmayım. Kutulayıp bir yerlere kaldırıyorsun beni, ama güneş görmek istiyorum. Güneşe çıkarıyorsun o zaman da renklerim soluyor, eskisinden de çirkinleşiyorum. Hiçbir yerde hiçbir işine yaramıyorum. Ölmeyi bekliyorum yahut birine hediye verilmeyi. Belki onlar içime kuru çiçekler koyarlar, renklerim gibi. Yeni bir boyanın altından eski kırıklarımın çizgileri görünür mü?
Utanıyorum. Hiçbir işe yaramamaktan utanıyorum, ama lütfen atma beni. Kır. Yeniden yapıştır, bu defa farklı yerlerimden. Çünkü yaşamak istiyorum.


Yorum bırakın